|
20. yüzyılda
yapılan arkeolojik araştırmalar Anadolu’nun çok eski bir yerleşim
bölgesi olduğunu ortaya koymaktadır. Mesudiye M.Ö. II. Binin
başlarında Anadolu’da hükümran olan Hitit ve Urartu Krallıklarının
sınırı içinde gözükmektedir.
Daha sonra
M.Ö. 670 yıllarında bölgemize Miletos’lular hakim olmuşlardır.
Miletoslular daha sonraki yıllarda Pontuslular’la iç içe yaşayarak
onlarla bütünleştiler. Pontus Kralının M.Ö. 63-88 yıllarında
Romalılara yenilmesiyle bu bölge Roma İmparatorluğunun bir eyaleti
haline gelmiştir.
Bölgemize
Türkler ilk defa kavimler göçü esnasında gelmeye başladılar. (M.S.450)
Ancak bu yerleşim sınırları ve mahiyeti hakkında bilgimiz çok
sınırlıdır.
Anadolu
Selçuklularından sonra, Danişment Gazi’nin kendi adıyla kurduğu
Danişmentli Devletinin fütühatıyla yöremiz Türk-İslam hakimiyetine
girdi. (1095-1175).
Moğollar’la
Selçuklular’ın Kösedağ’da savaşından sonra bu yöre İlhanlılar’ın eline
geçmiştir. 1344 yılında İlhanlılar’ın hakimiyetinin sona ermesiyle
Oğuz boyları Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bağımsız yönetimler
kurmaya başlamışlardır.
Şimdiye kadar
Ordu ve Mesudiye ile alakalı yıllarda, bir çok ansiklopedi ve
yayınların tümünde, Ordu ve Mesudiye yöresinin Fatih Sultan Mehmet
tarafından 1461 yılında Trabzon ile birlikte fethedildiği yazılıdır.
Dolayısıyla
araştırmacı olmayıp sadece yaşadıkları bölge hakkında bilgi edinmek
isteyen hemşehrilerimiz maalesef yanlış bilgi sahibi olmuşlardır.
Altını
çizerek söylemek gerekirse Mesudiye ve yöresi Osmanlılar tarafından
değil 1380’li yıllarda Oğuz Çepni beylerinden Hacıemiroğulları
tarafından fethedilmiştir.
Daha sonra
1427 yılında Osmanlılar bu bölgeyi ilhak etmişlerdir.
Hacııemiroğulları’nın fethiyle birlikte bu bölgeye Oğuzlar’ın Çepni,
Döğer, Eymür, Karkın, Ala-yuntlu, Bayındır ve İğdir boyları
yerleşmiştir. Bu boylar çoğu yere kendi isimlerini veya fetihte
yararlılık gösteren askerlerin yada komutanların ismini vermişlerdir.
Mesela İğdir dağı ismini İğdir boyundan, Musalı köyü ismini bu köyü
fetheden komutandan almıştır.
Mesudiye’ye
ait elimizdeki en eski belge 1455 tarihli Başbakanlık Devlet Arşivleri
Genel müdürlüğündeki Tapu Tahrir Defteridir. Bu defter değerli
hemşehrimiz Prof. Dr. Bahattin YEDİYILDIZ tarafından neşredilmiştir.
Ayrıca 1427 yılında yapılan tahrir defteri olan Hızır Paşa Defteri’nin
henüz nerede olduğu tespit edilememiştir.
Bu bölge ile
ilgili Osmanlı belgeleri değerli hemşehrimiz Dr. Hüseyin ERDOĞAN
tarafından titizlikle tespit edilmektedir. Pek yakın zamanda bu
belgeler oluşturduğumuz bir komite tarafından yorumlanarak siz değeli
hemşehrilerimize sunulacaktır.
18. yüzyıl
sonlarından itibaren Mesudiye bölgesine Rum ve Ermeniler göç etmeye
başladılar. Bir Rum Pontus Devleti hayal etmişler fakat nüfusları
asla %10 bulamamıştır. Osmanlı Devleti’nin zayıflamasını fırsat
bilerek isyana kalkışmışlar, bu girişimleri başarılı olmamış ve Lozan
antlaşması ile söz konusu Rumlar Yunanistan ile mübadele edilmiştir. |